Su neden hep otoparkta birikir?
Kapalı otopark, binanın en alt kotudur. Yerçekimi bu konuda tartışmaya açık değildir: hattın herhangi bir yerinde bir engel oluştuğunda, geri kalan su ve atık en alçak noktaya doğru yol alır ve orada birikir.
Bu yüzden otoparktaki su birikmesi çoğu zaman otoparkın kendi sorunu değildir. Üst katlardaki bir hat, bina çıkışındaki bir rögar ya da sokaktaki ana kanal tıkalıdır; otopark yalnızca sonucu gösteren yerdir.
Sahada en sık gördüğümüz üç kaynak şu:
- Bina ana gider hattının tıkanması. Birden fazla dairenin gideri aynı anda yavaşlıyorsa sorun daire içinde değildir. Bu durumda kanalizasyon açma işi devreye girer.
- Terfi çukurunun dolması veya pompasının durması. Aşağıda ayrıntılı anlatıyoruz; otoparklarda en sık karşılaştığımız senaryo budur.
- Dış kaynaklı su. Rampadan giren yağmur suyu, zemin suyu sızıntısı, patlamış bir temiz su borusu. Bu durumda tıkanıklık yoktur, sadece suyun tahliye edilmesi gerekir.
Bu üçünün ayrımı önemli, çünkü çözümleri farklı. İlk ikisinde hat açılıp tahliye yapılır; üçüncüsünde yalnızca atık su çekimi yeterlidir.
Terfi (pompa) çukuru nedir, neden tıkanır?
Bodrum ve otopark katlarındaki atık su, çoğu binada yerçekimiyle şehir kanalına gidemez — çünkü kanal hattı otoparktan daha yukarıdadır. Bu suyun yukarı taşınması gerekir.
Bunun için otoparkın bir köşesinde beton bir çukur bulunur. Zeminden gelen su bu çukurda toplanır, içindeki dalgıç pompa belirli bir seviyede devreye girip suyu üst kottaki hatta basar. Buna terfi çukuru ya da pompa çukuru denir. Kapağı genellikle metal bir ızgara veya baklavalı sacdır ve yıllarca kimse üzerine basmadan geçer.
Sorun da tam olarak burada başlar. Terfi çukuru periyodik bakım isteyen bir ekipmandır ama unutulan bir ekipmandır. Tıkanma sebepleri hemen her binada aynı:
- Dipte biriken çamur ve kum. Otopark zemininden gelen su, lastik tozunu, kumu ve yağı birlikte taşır. Yıllar içinde çukurun dibinde sertleşmiş bir tabaka oluşur; pompanın emişi bunun içinde kalır.
- Bez, ıslak mendil, poşet. Çukura düşen her bez parçası pompanın çarkına dolanır. Pompa çalışır ama su basmaz.
- Şamandıranın takılması. Su seviyesini algılayan şamandıra çamura ya da kabloya takıldığında pompa hiç devreye girmez. Elektrik vardır, arıza yoktur, sadece pompa "su yok" sanır.
- Pompanın yanması. Çamur içinde zorlanan pompa bir noktada teslim olur. Bu genellikle diğer üç sebebin sonucudur, kendi başına bir arıza değildir.
Pompa durduğu anda çukur dolar, ardından zemin su almaya başlar. Aradaki süre binanın kullanım yoğunluğuna göre birkaç saatten birkaç güne kadar değişir.
Standart vidanjör neden rampada kalır?
Otoparkta su biriktiğinde ilk refleks vidanjör çağırmaktır. Ve çoğu zaman ilk sonuç şudur: araç gelir, rampanın başında durur, geri döner.
Sebebi basit bir ölçü meselesi. Türkiye'de kapalı otopark girişleri tipik olarak 2,00 – 2,20 metre arasındadır. Standart bir vidanjörün yüksekliği ise 3,20 metrenin üzerindedir. Arada bir metreden fazla fark vardır; bu fark manevrayla, dikkatle veya tecrübeyle kapatılamaz.
"Araç geldi ama giremedi" cümlesini duyduğunuzda kaybedilen sadece zaman olmuyor; çoğu zaman bir de yol/çağrı bedeli ödenmiş oluyor.
Bizim araçlarımızın yüksekliği 1,90 – 2,00 metre aralığındadır. Bu, otopark girişlerinin büyük kısmından geçebildiğimiz anlamına gelir. Araç rampadan iner, terfi çukurunun ya da birikintinin yanına kadar yanaşır ve hortumu kısa tutarak çalışır.
Girişin yine de dar kaldığı durumlarda ikinci seçeneğimiz var: araç dışarıda kalır, 50 metreye kadar hortum çekilerek otoparkın içine ulaşılır. Rampa boyu ve iç mesafe toplamı bu değerin altındaysa iş yine yapılır. Ayrıntısı için mini vidanjör sayfasına bakabilirsiniz.
Otoparkta çalışmanın kendine özgü zorlukları
Kapalı otopark, açık alandan farklı bir çalışma ortamıdır. Aracın girebilmesi işin yalnızca ilk şartı; girdikten sonra dikkat edilmesi gereken üç konu var.
Zemin koruması. Otopark zemini genellikle epoksi veya beton şaptır; üzerinde çizik ve leke kalıcıdır. Hortum güzergâhına ve tekerlek temasına dikkat edilmezse iş biter ama zemin sorunu kalır. Bu yüzden hortum güzergâhını önceden belirler, gerektiğinde koruma sereriz. Bir zemin tamiri, çoğu zaman yapılan işin kendisinden daha pahalıya gelir.
Araç trafiği ve park düzeni. Çalışma alanının etrafındaki birkaç aracın çekilmesi gerekebilir. Bunu iş başladıktan sonra fark etmek en sinir bozucu senaryodur; sakinlerin araçlarını taşımasını beklemek işi bir saat uzatır. Doğru sıra: önce alan boşaltılır, sonra araç iner.
Havalandırma. Kapalı otoparklarda hem aracın egzozu hem de çukurdan çıkan gazlar bir arada bulunur. Otoparkın jet fan veya aspiratör sistemi çalışır durumda olmalı, rampa kapısı iş boyunca açık tutulmalıdır. Uzun süren işlerde ekibimiz aralıklarla çalışır, alanı sürekli kapalı tutmayız.
Bunlar sıradan önlemler gibi görünebilir. Ancak otopark işlerinin büyük kısmında yaşanan aksaklık teknik değil, bu üç başlıktan biriyle ilgilidir.
Site ve rezidans yönetimiyle koordinasyon
Otopark ortak alandır. Bu, işin teknik tarafı kadar önemli bir sonuç doğurur: kararı tek bir daire sakini veremez, süreç yönetimden geçer.
Yönetimle önceden netleştirilmesi gereken başlıklar şunlar:
- Giriş izni ve saat. Bariyer kartı, güvenlik bilgilendirmesi, kapalı saat uygulaması. Bazı rezidanslarda hizmet aracı yalnızca belirli saatlerde girebilir.
- Çalışma alanının boşaltılması. Hangi park yerlerinin boşalacağı ve sakinlerin ne zaman haberdar edileceği.
- Elektrik ve su noktası. Bazı işlemlerde temiz su hattına ihtiyaç olur; hangi vananın kullanılacağı önceden bilinmelidir.
- Su kesintisi ihtiyacı. Hat üzerinde çalışılacaksa sakinlerin belirli bir süre su kullanmaması gerekebilir. Bu duyurunun bizden değil yönetimden çıkması gerekir.
- İşin kaydı. Yapılan işlem, çıkan atığın türü ve tahliye edilen nokta. Yönetim kurulu bunu talep eder ve talep etmesi de doğrudur.
Deneyimimiz şu yönde: yönetimle beş dakikalık bir ön görüşme, sahada bir saatlik gecikmeyi önlüyor. Aramadan önce yönetici veya site sorumlusuyla konuşmanızı, mümkünse onu da hattın bir ucuna almanızı öneriyoruz.
Tekrarlıyorsa sorun tıkanıklık değildir
Otoparkı yılda birkaç kez su basıyorsa, her seferinde su çektirmek bir çözüm değil, bir alışkanlıktır. Tekrar eden birikmenin arkasında genellikle şunlardan biri vardır:
- Terfi pompasının kapasitesi binanın yükünü karşılamıyordur.
- Çukurun dibi hiç temizlenmemiştir; her temizlikte yalnızca üstteki su alınmakta, çamur tabakası yerinde kalmaktadır.
- Bina çıkışındaki rögar dolmuştur ve geri basınç yapmaktadır. Bu durumda logar açma yapılmadan sonuç alınmaz.
- Rampa önündeki ızgara kanalı tıkalıdır; yağmurda su doğrudan otoparka akmaktadır. Bu tamamen mekanik bir sorundur ve tıkanıklıkla ilgisi yoktur.
Bu tabloda doğru yaklaşım, sorun çıktığında çağırmak yerine planlı bir bakım aralığı belirlemektir. Terfi çukurunun dibinin düzenli olarak boşaltılması, tekrar eden acil çağrıların büyük kısmını ortadan kaldırır. Site ve iş merkezleri için kanalizasyon bakım anlaşması tam olarak bu ihtiyaç için var.
Su şu anda yükseliyorsa bunların hiçbiri bugünün konusu değil; önce tahliye edilir, sebep sonra konuşulur. Ancak su çekildikten sonra o konuşmayı yapmakta fayda var.